Yaran varsa gocun yoksa her lafa zıplama!...
Eskiden mısırlılar espirilerini yapmak için günlerce uğraşırlarmış. Bir tosun espirisi bile koca kayaları oya oya günler sürermiş.
Gözlemleri sırasında ilk dikkatini çeken, kadınların kocalarının 5 adım gerisinden yürüdükleriymiş. Yıllar sonra aynı gazeteci tekrar bir yazı dizisi için Kuveyt'e gittiğinde bu sefer bir de bakmış kadınlar önden gidiyor, kocaları 5 adım arkalarından geliyor.
Gazeteci bu işe çok şaşırmış, hemen bir kadına yaklaşıp sormuş:
"Bu gördüğüm inanılmaz bir gelişme. Peki ama bu değişikliğin sebebi nedir?"
Kuveyt'li kadın cevap vermiş:
Nasreddin Hoca, bir handa yemek yemek ister. Ancak onunla aynı zamanda başka bir yolcu daha hana girmiştir ve yemek üzere sadece bir balık vardır. Hancı bunu paylaşın der. Balık gelir ve hoca
-"Ben kafasını yemek istiyorum", der.
Diğer yolcu bunun nedenin sorar, Hoca açıklar:
-"Çünkü, balığın kafası zeka yapar, kafanın daha iyi, daha sağlıklı çalışmasını sağlar!"
Bunun üzerine diğer yolcu hemen münakaşa çıkarır ve balığın başını yemek istediğini söyler. Bunun üzerine Hoca balığın gövdesini, diğer adam da başını yer.
Bir süre sonra, balığın başıyla doymayan adam hocaya çıkışır:
-"Hocam, başını ben yedim ama sen bütün gövdeyi yiyip karnını doyurdun, bense aç kaldım."
-"Bak demedim mi ben sana akıllanırsın diye!"
Mahkemede Hakim Temel'e sormuş:
Temel anlatmaya baslamış:
"Ben kamyon sürüyordum, bayır aşağı inerken frenler patladı. Sağıma baktım pazar yeri var en az 100 kişi var; önüme baktım bir okul orda da en az 100 kişi var; soluma baktım bir ağaç, ağacın altında da bir velet oraya kırdım direksiyonu. İçimden dedim ki bari 100 kişi öleceğine biri ölsün."
Hakim sinirlenmiş ve kendini tutamayıp:
Temel:
"O velet var ya o velet… O ağacın altından kalkıp pazar yerine koşmasaydı
"Temel, sana büyük ikramiye çıktığı halde üç aydır niye borcunu ödemiyorsun?" diye sormuşlar.
Temel:
"Zengin oldu, değişti demesinler diye…"
****
Sevgili David,
Patates bahçemi belleyemeyeceğimden, kendimi çok kötü hissediyorum. Bahçeyi kazmak için oldukça yaşlanmış sayılırım. Burada olsan bütün derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahçeyi benim için hallederdin.
Sevgiler
Baban
Bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup aldı.
****
Babacığım,
Allah aşkına bahçeyi kazma, ben oraya cesetleri gömmüştüm.
Sevgiler.
David
****
Ertesi gün sabaha karşı saat 04:00' de FBI ve yerel polis çıkageldi ve tüm sahayı kazdılar, lakin hiç bir cesede rastlamadılar. Yaşlı adamdan özür dileyerek gittiler.
Aynı gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı.
****
Şimdi patatesleri ekebilirsin. Bu şartlarda yapabileceğimin en iyisini yaptım.
Sevgiler
David
****
Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:
"Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz? "
Doktor:
"Bir küveti su ile dolduruyoruz. sonra hastaya üç şey veriyoruz. bir kaşık, bir fincan, ve bir kova. sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz. Siz ne yapardınız?"
Adam:
"Hmmm! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova kaşık ve fincandan büyük."
"Hayır", der doktor. "Normal bir insan küvetin tıpasını çeker."
Adamın biri, bir lokantanın önünden geçiyormuş. Bir bakmış camda kocaman bir ilan:
" Sen ye torunun ödesin!"
Adamın hoşuna gitmiş bu ilan. Girmiş içeri bir güzel karnını doyurmuş. Tam kalkacağı sırada garson hesabı getirmiş. Adam çıkışmış tabi:
"Bu ne kardeşim. Hani torunum ödeyecekti?"
"Tamam beyefendi haklısınız ama, bu zaten dedenizin hesabı."
BEN PENİS OLARAK AŞAĞIDAKİ NEDENLERDEN DOLAYI ZAM İSTİYORUM:
BEDENSEL OLARAK ÇALIŞIYORUM...
HER İŞİMDE MUTLAKA KAFAMI DA KULLANIYORUM. ..
HEM DERİN, HEM YÜZEYSEL İŞLERDE ÇALIŞIYORUM...
HAFTA SONU TATİLİ, BAYRAM TATİLİM VE SENELİK İZİNLERİM YOK...
KARANLIK, HAVASIZ VE RUTUBETLİ ORTAMLARDA ÇALIŞIYORUM...
ÇALIŞMA ORTAMIM ÇOK SICAK VE FAZLA MESAİ ÖDENMİYOR....
YAPTIĞIM İŞLERDE HASTALIĞA KAPILMA OLASILIĞIM ÇOK YÜKSEK. BUNA RAĞMEN SOSYAL GÜVENCEM YOK.
YÖNETİM KURULUNUN PENİSE CEVABI
SEVGİLİ PENİS, ZAM İSTEĞİNİZ DEGERLENDİRİLDİ VE AŞAĞIDAKİ GEREKÇELERDEN ÖTÜRÜ OLUMSUZ KARŞILANDI:
ARALIKSIZ 8 SAAT ÇALIŞAMIYORSUNUZ. ..
KISA ZAMANDA YORULUP, SAATLERCE UYUYORSUNUZ. ..
VERİLEN İŞLERİ SEÇİP HER İŞİ YAPMIYORSUNUZ, İTİRAZ EDİYOR, UYUMSUZ DAVRANIYORSUNUZ. .. KENDİLİĞİNDEN İŞE BAŞLAYAMIYORSUNUZ, SÜREKLİ TEŞVİK VE MOTİVASYON BEKLİYORSUNUZ. .. İŞİNİZ BİTMEDEN BAZEN İŞİNİZİ TERK EDİYORSUNUZ..
ÇALIŞIRKEN İŞ ELBİSESİ KULLANMIYOR, HATIRLATINCA İTİRAZ EDİYORSUNUZ.. .
İŞİNİZ BİTTİĞİNDE ARKANIZDA DAĞINIK VE PİS BİR ORTAM BIRAKIYORSUNUZ. ..
60 YAŞİNA YAKLAŞMADAN ÇALIŞAMAZ HALE GELİYORSUNUZ....
VE BELİRTMEDEN GEÇEMEYECEĞİM; SÜREKLİ YANINIZDAKİ ŞÜPHELİ İKİ
TOPLA GÖRÜLMENİZ DÜZENSİZ YAŞAM SÜRDÜĞÜNÜZÜ
GÖSTERİYOR...
SAYGILAR
Karımla alışveriş merkezinde dolaşırken birden
önümüzden inanılmaz güzel bir kadın geçti. Nasıl
oldu ben de anlamadım ama ilk defa bir kadına bu derece
kilitlendim. Bu durumun farkında olan karımın şu s
özleri ile kendime geldim. "Bakma faslın bittiyse
kavgaya geçeceğim!"
Nişanlıyken karımla iddiaya girmiştik. Evlendikten
sonra ilk kim "Bu gece olmaz" derse tüm
evliliğimiz boyunca ütüyü o yapacaktı. Centilmenliğimi
göstermek için iddia sonuçlanana kadar ütüyü yapmayı
kabul ettim. Altı senelik evliyiz, ütüyü hala ben
yapıyorum. Bu güzel kadın ya bana gerçekten çok aşık
ya da ütü yapmaktan hakikaten nefret ediyor.
Ateşli bir gecenin sonunda omuzunda yatarken soruyorum
"Beni seviyor musun?" diye. Magmalara gelesice
kocamdan cevap geliyor. "Sevdik ya!"
Ülkemizde kişi başı milli gelir 10.000$'a
yaklaşmış. Benim cebimde 10 YTL var. Kim hakkımı
yiyorsa haram olsun!
Dün haberlerde çıkan tekstil sektörünün krize
girmesine kocamın yorumu: "Bak bir aydır alışveriş
yapmıyorsun, tekstil krize girmiş!"
"Seviyor musun?" dedim, "Seviyorum."
dedi. "Ne kadar?" dedim, "Çok." dedi.
"Ne kadar çok?" dedim. "Her akşam eve gelip
dırdırını çekecek kadar çok..." dedi. Sustum...
Ramazanda cemaat toplanmış, teravihde. Ufaklığın teki
de annesinin peş ine takılmış gelmiş. Namaz
kılınırken sessiz sessiz olanları izleyen çocuğun
dudaklarından hayal gücünü ortaya koyan şu cümleler
dökülüyor. ''Yatın kölelerim! Kalkın
kölelerim! Yatın kölelerim! Kalkın kölelerim!''
Cemaat uzun süre secdeden kalkamadı tabi...
Şiddetli kavgamız sırasında "Gidiyorum ben,
bitti!" dediğimde "Dönerken mutfaktan su getir,
sana laf anlatacağım diye boğazım kurudu!" diyen
kocamı huzurlarınızda yılın kozalağı seçiyorum.
Bir alkış da Sema ismindeki sevgilisine doğum gününde
''Semaver'' hediye eden arkadaşıma gelsin
lütfen.
Bir alkış da sınava giderken, 1 GB'lık flash
disc'e Kur-an'ı Kerim ve dualar atan, sonra da
boynuna asan ve cevşen niyetine kullanan kardeşime gelsin.
Haftasonu babasıyla gezmek için süslenmeyi abartan
oğluma "Oğlum çapkınlık mı yapacaksınız?"
diye sordum. Oğlum tüm sempatikliğiyle cevap verdi;
"Evet anne, babam da bakıyor kızlara ben de. Ama
senin kadar güzelini görmedik!"
Türk uyarlaması harika olmuş ;)
Holywood'un yüzlerce kez işlediği;
'uçakta pilotlar ölür ya da bayılır, yolculardan biri merkezden telsiz talimatıyla uçağı indirir'
klişesinin uyarlanmış hali. ABD de olur da Türkiye'de olmaz mı ? yurdum insanı el atmış mevzuuya.
- aloo, aloo, abi ben kamil koc istanbul-ankara otobüsünden arıyorum. kaptan molada içkiyi fazla kaçırdı herhalde, uyuyor şimdi.
- evlat sakin ol, muavin orda mı?
- hayır, otobüste değil, tanrım ona ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok!
- tamam evlat, hiç korkma, sizi kurtaracağız. şimdi şoförü yavaşça koltuktan yana çek, sen oturacaksın onun yerine.
- ama onu yana çekersem düşer, kendinde değil!
- düşsün pezevenk! oraya senin oturman lazım.
- tamam, oturdum. şimdi ne yapmalıyım?
- direksiyonu tut, ne çok sıkı ne çok gevşek.
- tuttum. çok eğlenceli görünüyor ehu
- evlat, ciddi ol, 40 yolcunun hayatı senin elinde. şimdi; önündeki panelde
bir çok gösterge var değil mi? tam ortadaki büyük olana bak, ne yazıyor
orda?
- bismillahirrahmanirrahim.
- hayır göstergenin üstündeki yazıya değil göstergeye bak! Hız göstergesine bak, kaçla gittiğinizi görebiliyor musun?
- sıfır.
- nasıl sıfır? dikkatli bak.
- sıfır, gerçekten sıfır. ölecek miyiz?
- otobüs duruyor mu gidiyor mu bunu söyle bana seni kuş beyinli!
- duruyooor
- kalk sit tir git eşşoğlueşşek! bize de panik yaptırdın. Şoför uyanınca devam edersiniz
İki deli yolda yürüyormuş
birinci deli; ben gidiyorum susadım demiş
ikinci deli; hazır gitmişken benim içinde içiver demiş.
birinci deli; tamam deyip gitmiş on dakika sonra gülerek gelmiş.
ikinci deli; ne oldu diye sormuş
birinci deli; ha hay kendi yerime temiz su, senin yerinede boklu su içtim demiş.
DİKKAT:
1.25 cm boyunda ,simsiyah saçlı, yeşil gözlü, 80 yaşında kaynanam kaybolmuştur.
görenler insaniyet namına görmezden gelsin... LÜTFEN!
Nasrettin Hocaya sormuşlar;
Hocam, ramazan bizden memnun gitti mi?
Hoca cevap vermiş; memnun gitmese her sene on gün önceden gelir miydi?
Kadının biri denize girer tek başına açılmaya başlar. az sonra bikinisinin altının düştüğünü fark eder
ne yapacağım diye düşünürken bir tahta parçası bulur ve önüne örter. sahile çıkar herkes oraya bakıp güler.
kadın önüne kapattığı tahtaya bakar ve ne görsün...
'' Derinlik:2 metre, 18 yaşından küçükler giremez ''
Hristiyan çocuğun birisi annesinden bisiklet istemiş. o da; sen çok yaramazsın,
günahında çok İsa'dan iste bisikleti demiş. çocukda oturup İsaya mektup yazmış beğenmemiş yırtmış
bir daha yazmış yırtmış, birdaha birdaha yazmış yine yırtmış. sonra kiliseye gitmiş. bunu gören anne sevinmiş
çocuğum akıllanıyor diye ama kiliseye giden çocuk sağına soluna bakmış kimsecikler yok.
meryem ana biblosunu alıp eve gelmiş. oturmuş başlamış tekrar mektup yazmaya:
İSA ANAN ELİMDE BİSİKLETİ İSTER GETİR İSTER GETİRME:)
Cemaatten abinin birini gaza getirmeye çalışırlar sen bir kıza laf atamazsın diye.
Biraz uğraşırlar bizim abi yer gazı gider otobüs durağına. kızın birine seslenir:
GIIIIZ SEN SÜPHANEKEYİ BİLİYON MU? :)
Adamın birinin ineği hastalanmış adam dua etmiş 'Allah'ım eğer ineğim iyileşirse 15 gün oruç tutacağım''
demiş. inek iyileşmiş. adam verdiği sözü tutup 15 gün orucunu tutmuş ama 16. gün inek ölüvermiş.
Adam ellerini açmış;'' Allah'ım bu garip kulunu kandırdığınısanma sakın. bende ineği kurbana sayarım,
orucuda ramazandan düşerim'' demiş.
Kadın kocasına sorar:'' popomu nasıl buluyorsun'' diye
Adam cevap verir: çamaşı makinesi gibi.
kadın bozulur elbette ama bozuntuya vermez. gece olur
adam kadını arzular. karıcığım sevişmeye ne dersin der.
kadın; kusura bakma küçücük bir şey için koskoca çamaşır makinesini çalıştıramam.
bir zahmet elinde çitileyiver der.
Genç imam göreve geldiği köyde güzel bir kıza aşık olmuş ve kızı babasından istemiş.
fakat babası benim verilecek kızım yok demiş imama. imam tekrar istemiş, tekrar istemiş ama
faydasız adam kızını vermemiş. o akşam imam minareye çıkmış ezanını okumak için ve demiş ki;
'' BU EZAN BENDEN TÜM SEVİPTE KAVUŞAMAYANLARA GELSİN.
Kadının biri birgün işe geç kalmış taksiye binmiş ama aceleden taksi parasını evde unutmuş.
taksiciye parayı evde unuttuğunu söylemiş ama taksici, ya para ya da.... demiş. Kadın ya da yı seçmiş.
İş yerinde patrona; geç kaldım özür dilerim demiş ama patron dinlememiş ya işten kovarım seni ya da...
demiş. Kadın ya da yı seçmiş. bu durum kadının psikolojisini bozmuş tabii ve bir psikoloğa gitmiş anlatmış
başından geçenleri ben hep ya da ları seçtim demiş. bu durum üzerine psikolog da ya olanları kocana anlatırım
SUSMAK VE ÖĞRENMEK
Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar susacaktım.
Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı.
Babam akşamları eve yorgun dönerdi. Ben bütün gün evde sıkılır onun
gelişini iple çekerdim.
Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim. Babam
sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek hazırlanınca annem
çağırır bu defa masada bir araya gelirdik babamla.Onlar annemle konuşurken
ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım. Babam sinirlenir,
'Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı
ütüleme!' derdi. Annem de 'Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir çift laf
da mı konuşturtmayacaksın babanla?' diye
çıkışır, beni odama gönderirdi.
Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol
alırdım. Babam arkamdan, 'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip,
hâlâ ne istiyor anlamadım.' diye bağırmaya devam ederdi. 'Keşke benim de
bir odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep
birlikte otursaydık' derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye cesaret
edemezdim. Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır,
televizyon seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği
önemli birşey varsa
beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hare ket edip koşup oynamaya
çalışsam oda hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım ki susunca babamla
daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye
başladım. Önce resim yaparak başladım işe. Babam çizdiğim resimleri çok
beğeniyor; 'Bak, böyle uslu uslu oyna işte.' diyordu. Babam bazen göz
ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana
kızarak beni artık odama göndermiyordu.
'Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum.' diye komşulara anlatıyordu
annem halimi.
Resimlerim arttıkça ortalık dağılmaya başladı. Annem 'Odanı topla!'diye
odama kapattığında işe nereden başlayacağımı bilemiyordum.
Ben bunlarla uğraşırken zaman geçiyor; ama odamı toparlamayı
beceremiyordum. Annem odama gelip 'Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım.'
dedi bir gün. Susuyor olmamı usluluk olarak değerlendiren ailem resim
yapmayı da elimden alırsa ben ne yapacaktım?
Bu düşüncelerle bir aile tablosu yaptım. Babam eve gelince uygun zamanı
kolladım. Her zamanki gibi yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur
oturmaz çizdiğim resmi getirdim. Babam baktı. Hım, dedi 'Çok güzel
olmuş.Bu adam benim herhalde.' dedi.
Ben 'Hayır o adam değil, bu çocuk sensin.'dedim. O 'Hayır, bu adam benim,
bu çocuk sensin, bu küçük kız da arkadaşın.'dedi.
Ben yine 'Hayır, o büyük adam benim, bu küçük adam sensin, bu küçük kız da
annem.' dedim.
Babam benimle uğraşmaktan vazgeçip: 'Peki neden bizi küçük çizdin?' dedi.
Heyecanla başladım anlatmaya.
Ben büyüyüp adam olacağım. İş bulup
çalışacağım. Siz yaşlanıp küçüleceksiniz. Beliniz bükülecek, komşumuz
Ahmet amca ile Ayşe teyze gibi küçücük kalacaksınız. Ben işten geldiğimde
yorgun olacağım. Siz benimle konuşmaya çalıştığınızda işyerinde kafam
şişmiş olacağından sizi duymayacağım bile. Siz benimle bir şeyler
paylaşmak istediğinizde 'Hadi odanıza çekilin de kafa dinleyeyim.'
diyeceğim. Ve bir de bağıracağım 'Her şeylerini alıyorum. Sıcacık odaları
da var, daha ne istiyorlar' diye.
Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Duyduklarına
inanamıyorlardı. Bana sarılıp beni öyle içten bir okşayışları vardı ki
sonsuza kadar konuşsam hiç bıkmadan dinleyecekler gibiydi
Farkında' Olmalı İnsan...Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında
Olmalı
Evinizde bir kedi besliyorsanız, temizliğine dikkat etmeniz gerekiyor. Tuvalet eğitimini vermeniz gereksede kendi kendilerine banyo yapamazlar. O yüzden sizin kediyi nasıl yıkamanız gerektiğini bilmeniz gerekiyor. Kedi nasıl yıkanır bilmeniz lazım. Sizin için kedi nasıl yıkanız adlı resimli belgesel buldum.
Eskiden fotoğraf ve resimden önce yontma taş devrinde taşlara resim ve heykeller yapılırmış. Bir fotoğrafımı çekermisin dediğinizde işlem birkaç hafta sürüyor :)
Hepimiz call centerları aramışızdır. Uzun ses kayıtları ve uzun numara tuşlamaları kafamızı karıştırmışdır. Bununla ilgili güzel bir karikatür buldum.
Emekli olacak postaci son is gününde, gene her zamanki sıra ile evlerin kapısını çalıyor postaları bırakıyor ve vedalaşıyor..
Birinci evdekiler bir olta takimi hediye ediyorlar ve emekliliginin tadini çıkarmasını diliyorlar.
ikinci evdekiler bir kamp çadırı hediye ediyorlar ve aynı dilekleri söylüyorlar..
Üçüncü evin kapisini sarisin bir kadın açıyor, postacıyı içeri buyur ediyor, üst kata yatak odasina çıkarıyor, bir güzel sevisiyorlar, sonra asagi mutfağa iniyorlar kadin postaciya muhtesem bir kahvaltı hazırlıyor, kahvaltsını da eden postacı giderken sarışın postacının eline 1 dolar tutuşturuyor..
Postacı şaşkın bir vaziyette, 'hanımefendi, uzun zamandır bu kadar güzel bir sex yaşamamıştım, çok tesekkür ederim, kahvalti da muhteşemdi, ellerinize saglik.. hepsini anladim da bu 1 dolar neyin nesi?' diyor..
Sarışının cevabı; 'dün gece kocamla otururken bugün sizin son gününüz oldugunu, emekli olacaginızı söyledim ve ne yapsak ne hediye etsek dedim; kocam da, 1 dolar ver siktir gitsin dedi.... Ama kahvaltı benim fikrimdi..























